29 Haziran 2017, Perşembe
Önemli Haber

Homoseksüellik Hakkında

İlk şey, bunu bir probleme dönüştürme. Eğer bunu gerçekten çözmek istiyorsan bunu bir problem haline getirme. Onu bir kez problem haline getirirsen onun bir çözümü olmaz. Bu paradoksal gözükecektir ama söylediğim şey şudur: Onu kabul et, bunda yanlış hiçbir şey yok. Bunda yanlış bir şey olduğu sadece toplumsal bir fikirdir ama bunda yanlış hiçbir şey yoktur. En azından birisine çekim hissetmen iyidir. Bu yüzden ilk olarak onu kabul et, onu reddetme; aksi takdirde onu asla çözemeyeceksin. Kabullenme sayesinde onun kaybolma olasılığı vardır. Bunu ne kadar reddedersen o kadar erkeklere çekim hissedeceksin çünkü reddedilen her şey çekim yaratır. Onu yaşa ve kaybolacak. Eşcinsellik bir kadın ve bir erkeğin gelişmesinde gerekli bir aşamadır.

Primal terapisti haklı gibi görünüyor: Sen ikinci aşamada takılmışsın. Bunda yanlış olan hiçbir şey yoktur. Onun ötesine geçebilirsin ama sadece onun içinden geçebilirsin. Bu nedenle homoseksüellikle ilgili tüm tavırlardan vazgeç; bu, yüzyılların propagandasından başka bir şey değildir. Bunda yanlış olan hiçbir şey yok, bu bir günah değil. Ve eğer onu kabul edebilirsen, o zaman doğal olarak onun dışına doğru gelişeceksin ve kadınlarla ilgilenmeye başlayacaksın ama bunun içinden geçmek zorundasın. Annenin, annelerin her zaman olduğu gibi, daha baskın olması ihtimali var. Kılıbık koca olmayan bir erkek bulmak çok zordur, çok enderdir. Aslında bu olmaz ve şayet bir tane bulursan o zaman bu, kaideyi bozmayan bir istisnadan başka bir şey değildir. Bunun nedenleri vardır, bunun için psikolojik nedenler vardır. Erkek dünyada sürekli kavga eder, böylelikle onun erkek enerjisi tükenir. Eve geldiği zaman o kadınsı olmak ister. O erkeksi saldırganlığından çıkıp dinginleşmek ister.

Ofiste, fabrikada, pazar yerinde, politikada, her yerde o, dövüşüyor ve dövüşüyor. Evde o savaşmak istemez, dinlenmek ister çünkü yarın yeniden dünya başlayacaktır. Bu yüzden eve girdiği anda o kadınsı hale geçer. Tüm gün boyunca kadın dişildir, hiç kavga etmez; kavga edecek hiç kime yoktu. O bir kadın olmaktan yorgundur ve mutfak ve her şey ve çocuklar. O birazcık saldırganlığın ve kavganın ve dırdır etmenin tadını çıkarmak ister. Ve zavallı koca oradadır. Bu yüzden kadın erkeksileşir ve koca kadınsı hale geçer; kılıbıklığın temelinde yatan tüm şey budur. Fakat çocuklar sorun yaşar: Onlar annenin hükmettiğini görür; onlar baba için üzülür ve babaları için duydukları sempati yüzünden onu sevmek isterler. Fakat onlar sevemezler; annenin karşısına çıkamazlar. Baba bile anneye karşı çıkamaz, onlar nasıl çıksın? Derinde onlar anneye direnirler; baskıcı anne tiksindirici hale gelir ve bu, onların kadınlıkla ilgili yaşadıkları ilk deneyimleridir. Sonradan ne zaman kadınlarla olurlarsa korkacaklardır; o yeniden anneyi ortaya çıkaracaktır. O hükmedecektir, o dırdır edecektir, o kudretli olacaktır.

Senin korkun budur. Ve sen hala babana sempati duyuyorsun. Zavallı yaşlı adamın asla söz hakkı olmadı. Babaya olan bu sempati yüzünden sen erkeklere daha çok çekim hissediyorsun. Ancak, bu şey bir problem olarak düşünülmemelidir, bunun içinden geçmelisin. Bundan keyif almaya başla ve bunun için suçlu hissetme. Kısa süre sonra şaşıracaksın; içinde kadınlar için büyük bir arzu yükselecek. Çünkü bir erkek için çekim hissetmek bir şeydir ama bir erkek tarafından tatmin edilmek imkansızdır. Doyum, karşı kutba ihtiyaç duyar çünkü karşı kutup tamamlar. Bir erkekle iyi hissedebilirsin ama iyi hissetmek bir şeydir ve derinleşmek, yürekten bir sevgi bambaşka bir şeydir. Mutlu hissedebilirsin ama mutlu hissetmek bir şeydir ve kendinden geçecek kadar mutlu olmak bambaşka bir şeydir. Kendinden geçiş sadece eril ve dişil enerjiler buluştuğunda mümkündür, fakat kendinden geçiş her zaman kendi gölgesini getirir; ıstırap. Korku budur. Sen çok fazla ıstırap görmüşsündür ve korkuyorsun. Ancak, kendinden geçecek kadar mutlu olmak o kadar güzeldir ki tüm bu ıstıraba – kavgaya, çatışmaya – değer. Erkekler daha iyi arkadaşlardır, hatırla; erkek ve kadın asla arkadaş değillerdir. Sevgililer düşmandırlar ama asla arkadaş değillerdir.

Aslında sevgililer ve düşmanlar, asla dost değiller. Erkekler çok iyi arkadaştırlar. Kadınlar nasıl dost olunacağını bilmezler. Kadınlar için başka kadınları sevmek zordur. Onlar birbirlerini çok iyi tanırlar. Aslında onlar birbirleri hakkında fazlasıyla şey biliyorlardır. Ancak, erkekler çok dostçadır ve homoseksüeller gerçekten neşeli insanlardır çünkü ıstırap yoktur … ama kendinden geçecek kadar mutluluk da yoktur. Kişi riske girmeli ve bedelini ödemelidir. Benim önerim, bunu kabul et ve kısa süre sonra onun ötesine geçeceksin. O zaman zıt kutbu keşfetmeye başlayacaksın; kadın. Bu keşfedilmek zorundadır, bu gelişimin parçasıdır. Erkek kadını keşfetmek zorundadır, kadın erkeği keşfetmek zorundadır. Ve bu keşfin derinliklerine indikçe daha çok kendinden geçiş ortaya çıkacaktır ve daha çok ıstırap olasılığı da orada olacaktır. Onlar birlikte giderler, onlar birbirlerini dengelerler. Erkek erkeğe bir ilişki daha konforludur, daha kullanışlıdır; daha çok anlayış vardır. Bir kadın erkek ilişkisi her zaman gürültülü patırtılıdır, daha az anlayış vardır çünkü onlar o kadar ayrı dünyaların insanlarıdır. Nasıl birbirlerini anlayabilirler? Hiçbir erkek kadını anlamaz, hiçbir kadın erkeği anlamaz ve onların birlikte olmalarının güzelliği buradadır. Gizemi bu yaratır … anlayışsızlığı da. Fakat önce bunu kabul et, direncini bırak ve kısa süre içinde onun ötesine geçebileceksin. Ne zaman benzer tipte bedenler ve zihinler birbirine uyum sağlamaya çalışırsa bu sapıklıktır.

Bu yüzden homoseksüelliğin bir sapkınlık olduğunu söylüyorum. Batı’da artık bu giderek daha çok yaygınlaşıyor. şimdi homoseksüeller ilerlediklerini düşünüyorlar; onların kulüpleri, siyasi partileri, kuruluşları, dergileri, propagandası, her şeyi var. Ve onların sayıları artıyor, belli ülkelerde yüzde kırklara kadar yaklaşmışlardır. Er ya da geç homoseksüellik her tarafta bir model olacak, normal bir model haline gelecek. Artık Amerika’daki belli eyaletlerde homoseksüel evliliğe bile izin veriliyor. Eğer insanlar ısrar ederse buna izin vermek zorundasın çünkü devletler insanlara hizmet etmek zorundadır. şayet iki erkek evlilik içerisinde beraber yaşamak isterse, buna engel olmak hiç kimseye düşmez. Bu iyidir. Eğer iki kadın birlikte yaşamak, evlenmek isterse kimse karışamaz. Bu onların kendi meselesidir. Ancak, bu temelde bilimsel değildir. Bu onlara kalmıştır ama bilimsel değildir. Bu onların kendi meselesidir ve hiç kimsenin müdahil olmasına ihtiyaç yoktur ama onların zihinleri insan enerjisinin temel kalıpları ve onun hareketi hakkında aydınlanmamıştır. Eşcinseller manevi olarak gelişemezler, bu çok zordur. Onların enerjilerinin tüm hareket kalıbı bozulmuştur.

Tüm mekanizma şoka uğramıştır, saptırılmıştır. Ve artık eşcinsellik dünyada çok fazla gelişecek olursa çok farklı, daha önceden bilinmeyen teknikler, onların meditasyona doğru yönelmelerine yardımcı olmak için, geliştirilmesi gerekecektir.

Ordudaki on yıldan sonra erkekler tıbbi kontrole gönderilmişlerdi. Askerler elbiselerini çıkarttılar ve doktorun muayenehanesine teker teker girdiler.

Doktor, stetoskobunu ilk adamın göğsüne koyar ve “Sophia Loren” der.

Adamın kalbi hızla çarpar: “Buum! Buum! Buum!”

“Raquel Welch” der doktor: “Buum! Buum! Buum!”

“Karın,” der doktor: “Bum!”

“Gayet normal,” diye söyler doktor.

“Git ve şurada dur.”

Diğer adam da aynı şekilde muayene edilir.

“Marilyn Monroe” der doktor: “Buum! Buum! Buum!”

“Karın,” der doktor: Tam bir sessizlik.

“İyi, git ve diğer adamın yanında dur,” der doktor.

Bir sonraki adam muayene için gelir.

“Sophia Loren” der doktor: “bum… bum… bum…”

“Bridget Bardot” diye dener doktor: “bum… bum… bum…”

“Karın,” der doktor: “… bum”

“Garip!” der doktor, “Ama yine de gayet normalsin.

Neyse, git ve diğer erkeklerin yanında dur: “Buuum! Buuum! Buuum! Buuum!”

Hakkında Osho

Bir de buna bakmaya ne dersiniz?

Kuşak Çatışması

İlk olarak gençler sonuç ne olursa olsun doğru ve dürüst olmalıdır. Onlar anne babalarına ne …

16 Yorumlar

  1. homoseksüeller nasıl olur da manevi olarak gelişemezler, nasıl gerçekten sevip kendilerinden geçercesine mutlu olamazlarmış yahu? sen de mi osho? sevgide, sevme yeteneğinde en önemli şey ne değil nasıl sorusudur, neyi değil nasıl sevdiğin sorusudur. bir eşcinsel pekala bir heteroseksüel kadar bir başkasına ilahi boyutta denilebilecek kadar aşmış, ermiş bir derinlikte ve genişlikte sevgi duyabilir. eşcinsellik nasıl sadece bir geçiş süreci ve hatta yüzyıllardır tekrarlanan ve bir safsatadan ibaret olan, baskın anne modellemesi kaynaklı bir sorun olabilir? bir geçiş süreci ise şayet, hangi eşcinsel hayatının belli bir döneminde bu süreci geride bırakıp artık hetero olmuştur, duyan bilen gören var mı? hem sebep-sonuç ilişkisine dayalı, iki boyutlu, hem de son derece ilkel tespitler bunlar ve modern bilim tarafından çoktan terk edilmiştir. heteroseksizmin en temel yanılgısı hayatı üremeye odaklı bir kavram gibi algılaması galiba. tüm yanılsamalar zinciri, yalan yanlış sebepler uydurmalar bu yanılgıdan kaynaklanıyor. doğada üreme odaklı yaşamayan sayısız canlı ve üreme odaklı olmayan sayısız yaşam biçimi vardır. üreme eyleminin sonucu hayata gelmiş olmak üreme amaçlı bir hayatı zorunlu kılmaz. osho da dahil düşünürlerin %80’i konu homoseksüellik olunca, sanıyorum kendi yaşamadıkları bir duygu ya da empati kuramadıkları bir dürtü olduğundan, çuvallıyorlar, pek çok konuda sarf ettikleri doğru ve güzel saptamayı da berbat edip çıkıyorlar. platon, leonardo da vinci, oscar wilde, büyük iskender gibi binlerce dahi, ya da sokakta işte milyonlarca sıradan insan, sevmeyi bilmiyorlar, bir geçiş süreci mi yaşıyorlar yani? karşı cinse yönelik en ufak bir olumlu cinsel duygu hissetmediklerini üzerine basa basa söylerken ve homoseksüel olmaktan dolayı aşırı derecede memnun mutlu olduklarını söylerken sakın onlar değil de asıl osho gibi yargıçlar birer sapkın, karşı cins konusunda takıntılı birer hasta olmasınlar?.. bu siteyi terk ediyorum, çünkü bundan sonra okuyacaklarıma artık güven hissetmiyorum.

    • Yazdıklarınızın tamamına katılıyorum.

      Bir ekleme yapmak isterim: Homoseksüeller fiziksel açıdan düşünüldüğünde üremeye müsaittirler, homoseksüellik eşittir kısırlık gibi algılanıyor bazen. Bu anlamda homoseksüeller üreyemedikleri için değil, üremek istemedikleri için üremezler ve bunun kime ne zararı vardır ki? Tam tersine, evrim biyolojisi bunu genel tabloda doğanın nüfus planlaması, bireysel tabloda ise homoseksüellerin heteroseksüel akrabalarındaki kısırlık olasılığını azaltmaya yardımcı bir özellik olarak yorumlar. Mantıklıdır. Yoksa milyonlarca yıllardır homoseksüellik ve biseksüellik heteroseksüelliğin tamamlayıcıları olarak doğada nasıl varlığını sürdürebilmiş olsun ki?

      Karşı argüman aptalca şöyle savunuluyor: E o zaman herkes homo olsaydı insan türü sona ermez miydi? Yahu gerizekalı adam ya da kadın, herkes niye şimdi homo oluyor beyinsiz falan mısınız diye sormak lazım, doğada insan da dahil tüm canlı türleri birer bütün olarak hayata ayak uydurur ya da uyduramaz, Ahmet Mehmet Ayşe Fatma diye birer birey olarak değil.

  2. Osho berbat sonuçlar bunlar. Hem doğadaki üç cinsel yönelimden biri olduğu halde eşcinselliği bir sorun gibi görüp sebep aradığın için, hem de bu bulduğun bu birkaç sebebin milyonlarca eşcinsel için geçerli olması mümkün olmadığı için.. Haa, bu arada, mercek altına alındığı kadarı ile 1500 kadar hayvan türünde de görülen bu yönelim şayet anne-baba ilişkisindeki aksaklıklardan kaynaklanıyorsa atlara eşeklere yunuslara boğalara köpeklere kuğulara söyleyelim de çocuklarına doğru düzgün ebeveynlik yapsınlar, işten eve gelince kavga etmesinler, zürafalar güvercinler sırtlanlar ve diğer yüzlercesi bu geçiş sürecini bir an önce hızlandırıp artık karşı cinse yönelsinler, bak Osho amca bir kadın delisi olarak sizi anlamakta güçlük çekiyor, empati kuramıyor sonra.

  3. Toplum baskısından zaten zor durumda olan farklı yönelimdeki insanları psikolojik olarak daha da yorabilecek, yanlış tespitlerle dolu bir Osho yazısı. ”Sorun etmeyin” diye başlıyor, gelişme bölümünde sorun eden Osho’nun kendisi, üstelik doğadan ve canlılar aleminden bihabermiş gibi, sebepler aramaya koyuluyor ve klişe bir tespitle, baskın anne – pasif baba örneği ile devam ediyor.

    Karşı cinsten korktuğumuz falan yok, tam tersi, önemli bir bölümümüz için ”elimi sallasam ellisi” durumu var.. Övünmek için söylemiyorum, yeri geldiği için söylüyorum: Yakışıklı, kitap okumayı çok seven, konuşkan ve oldukça rahat biriyim, bakımlıyım, eğlenceliyim, işim kariyerim de fena değil, güzel bir evim var, yeni girdiğim ortamda bırakın benim çekingen ya da girişken olmamı, direkt kadınlar bana yakınlaşmaya çalışıyor. Kadınları ruhen çok severim ama çıplak bir kadın vücudu görünce bırakın uyarılmayı midem bulanıyor. Oysa yakışıklı erkekler için acayip heyecan duyuyorum.

    2 kere aşık oldum. Osho’nun iddia ettiğinin tersine, basbayağı kendimden geçtim, tabiri caizse ilahi boyuta geçtim, Tanrı’nın sevgiden aşktan başka bir şey olmadığını, sevginin aşkın ne denli sınır tanımaz duygular olduğunu 2 kere derinden hissettim, dinlerin ne kadar sığ olduğunu yaşayarak öğrendim, evrim teorisinden değil. En iyi ihtimalde Osho kafasında olan, ama çoğu birbirinden cahil ve önyargılı milyonlarca heteroseksist yüzünden aşk acım daha da katlandı ama asla kendimi değiştirmeye çalışmadım. Büyük bir manevi olgunluğa ulaştım, kendimi sevdim, kendimi gerçekleştirdim, yalnızlığın görkemini keşfettim, şiire şarkıya resme döktüm yaşadıklarımı.

    Annem babam hiç de sorunlu bir çift değildi. Cinsellik kapıları bende Osho’nun başka bir yazısında iddia ettiği gibi 14 yaşında falan da açılmadı, çocukluğumdan beri bende kapılar açık, ufacıkken ne hissediyorsam doğal bir şekilde ergenlik çağımda ve yirmilerimde de onu yaşadım, şimdi otuzlarımdayım ve eşcinselliğimi yaşamaya devam ediyorum, tıpkı milyonlarca eşcinsel gibi bu şekilde, yani doğal yönelimimle öleceğim, kadınlara yöneleceğim falan yok, böyle bir ihtiyacım da yok, Osho gibiler söylüyor diye şartlanmalarım ise hiç yok. Yani eşcinsellik bir geçiş süreci falan değil. (Böyle zırvaları, dolaylı aşağılamaları, kibirli heteroseksüelleri aydınlatmaya çalışmakla geçti ömrümüz, gerçekten lanet olsun yahu.)

    Bilgelik bazen susmayı, yaşamadığı konuda fikir yargı beyan etmemeyi gerektirir. Osho konuyu karşıt kutuplarla bir denge olması gerektiği düşüncesi üzerine oturtmuş ve cinselliğin doruk noktasına ruhsal-bedensel sadece kadın-erkek ilişkisi ile erişilebileceğini ileri sürmüş. Tekrar söylüyorum, böyle bir şartlanmaya, doğal zenginliğe ters düşen tektipçi anlayışa kesinlikle gerek yok ama ille bir denge aranıyorsa, eşcinsellikte de aktif-pasif kutuplar arasında bu denge zaten vardır.

    Heteroseksüellik, biseksüellik ve eşcinsellik doğadaki 3 temel cinsel yönelimdir, insan cinselliğinin pozitif, doğal ve normal biçimleridir. Dünya Sağlık Örgütü gibi sayısız saygın kurum uzun ve derin araştırmalar sonunda yakın geçmişte nihayet bu konuda hemfikir olmuşlardır.

    Sayın editör, lütfen bu yazıyı yayınlayın, hayata bencil ve tek taraflı bir pencereden bakmayın.

  4. katılıyorum çok güzel yazmış orospu çocuğu

    • sude kime katıldığın belli değil. osho’ya mı katılıyorsun? eğer öyle ise neden oç diyorsun adama? y ada iron olsun diye mi küfür etmişsin anlamadım.. yok oshoya değil de ona karşı yorum yapan arkadaşa katılıyorsan bu sefer de ona niye küfrediyorsun, homofobik olduğun için mi? kısacası saçma sapan yorumun neden yayınlanmış anlamadım..

  5. osho sıçmışsın.. sex matters kitabında hiç de fena olmayan tespitlerde bulunup heteroseksüelleri empatiye ve saygı duymaya davet eden bir dil kullanırken, hem bu sitede yukarıda yayınlanan yazında hem de ”siz insan bile değilsiniz, şerefsizsiniz” falan dediğin bir başka kitabında çelişkiler içindesin. belli ki ”ille her konuda konuşacağım” hastalığına kapılmışsın. madem yaşamadığın ve dolayısıyla anlayamadığın bir konu, e bilgi sahibi olup da fikir yürütseydin. eyvallah, saygın psikiyatrik kuruluşların eşcinsellik ve biseksüelliği tıpkı heteroseksüellik gibi tam anlamıyla doğal ve pozitif birer yönelim olarak kabul ettikleri yılları ucundan yakalamışsın, ömrün yetmemiş, ama en azından ”içine yönel, tanrı sende, hayatın tadını çıkar, şimdi ve burada” gibi yumuşak söylemlerde bulunan sevgi kelebeği çizginden kayıp bir yobazdan, bir dinciden bile daha beter şeyler zırvalamasaydın eyiydi.

  6. Osho; Mevlana ile Şems’in aşkını okumamış galiba.

    En homofobik heteroseksüeller bile homoseksüelliği ve biseksüelliği romantik yanı olmayan erotik sapmalar zannederken, Mevlana’nın inanılmaz güzel aşk mektuplarını okuduktan sonra Şems ile aralarındaki sevginin hiç de öyle din odaklı düşünenlerin idealize ettiği gibi Allah aşkı falan olmadığını, tıpkı heterolarınki gibi, bariz yarı erotik – yarı romantik, erkeğin erkeğe duyduğu cinsten bir aşk olduğunu, hem de insanlık tarihinde eşi benzeri az görülmüş büyük bir aşk olduğunu kabul etmeye başladılar.

    Farklı yönelimde yaşanan aşkları hiçe sayıp, heteroseksüellerin aşkını cinsel hiyerarşinin tepesine yerleştirmek tek kelimeyle kibirdir.

    Olmamış Osho, demek ki sen de saçmalayabiliyormuşsun, hem de Sex Matters adlı kitabında gayet doğru tespitlerde bulunduğun halde. Yoksa o zamanlar yeterince ünlü değil miydin?

    Kaldı ki, iki insanın aşkını samimi bulmak, normal kabul etmek için ille Mevlana gibi Şems gibi önemli birer yazar düşünür alim olmaları mı gerekiyor? Heteroseksüeller için neden böyle bir gerekçeye ihtiyaç duyulmuyor? Tuvalet temizlikçisi bir abi de bir hemcinsi için ölüp ölüp diriliyor, aşkı için ölüm dahil herşeyi göze alacak kadar seviyor olabilir, ve bu sevgi ile kendini kaybetmiş değil, tam tersine kendini bulmuş olgunlaşmış olabilir.

    Osho gibi değerli, özel ve zeki insanların bile anlayamadığı anlamak istemediği bir durumu hangi homoseksüel hangi biseksüel bu heteroseksist dünyada çoğunluğa nasıl anlatsın? Zor. Gerçekten çok zor. İntihardan başka seçenek bırakmıyorsunuz insanlara. Yok sayılmaktan, kaile alınmamaktan, değersizlik duygusundan daha yakıcı bir cehennem yoktur. Dünyanın her yerinden tüm ülkelerinden bütün gey ve biseksüeller ülkelerini terk edip Avrupa’ya Amerika’ya mı göç etmeli, zihniyet özetle bu mudur?

  7. Güneş Tanaydın

    Bu konu hakkın da din i yorum da bulunmuş Osho resmen. Sapkınlık falan… Ulan x.y kromozomu denen şey var ondan da mı haberin yok. Kromozomların diğerleri gibi değilse nasıl olmalarını istedikleri gibi olabilirsin. Bilim denen şey var. Ben erkeklerden hoşlanıyorsam keyfimden değil heralde. 8-9 yaşından beri öyle hissediyorum ve gram kadına ilgim yok ve bu sapkınlık oluyor. Saçmalığın daniskası.

  8. osho’nun kadın ve erkek üzerine bir kitabını okumuştum herkesin özde biseksüel olduğunu kadın ve erkekliğin sadece yüzdelik oranlarının değiştiğini kimsenin ne tam erkek ne tam kadın olamayacağından bahsediyordu ve hatta bazen erkeğin yatakta kadınlaşabileceğini kadının da erkekleşebileceğini..üst yazısında onu kabul et derken en altta sapkınlık olduğunu ve manevi olamayacaklarından bahsediyor..oshonun kitaplarını okuduktan sonra bu adamın sadece bu konuda değil kendi içinde bir çok kere çeliştiğini farkettim..demekki bir insanın saldırgan olduğunda mantıksızlaştığını olmadığında ise sözcüklerin sevgiye dönüştüğünün bizzat kendisi bir kanıtıdır..

    • yukarıdaki arkadaş kısaca değinip geçmiş ama doğru.. ünsüzken sağlam bir düşünürken osho ünlendikçe işi şarlatanlığa döküp paraya para dememiş sayısız araba ile koleksiyon yapmış uyuşturucu ve kadın delisi birine dönüşmüş tribünlere oynamış diye okudum youtube’da yayınlanan videolarının altında

  9. anne-baba ilişkisinden kaynaklanan sorun mu? hassiktir diyorum hassiktir.. kaç yüzyıllık gerekçe ve bu yüzeysel teorinin çürütülmesinin üzerinden epey zaman geçmedi mi.. öyle derin derin psikanalizler araştırmaler deneyler kasmaya da gerek yok. mantıken şunu sormak yeterli: heterolar süper anne-babaların çocukları mı? dahası, suç dünyasının en manyak en psikopat tipleri yüzde doksan dokuz heteroseksüel değil mi?

    başka açıdan da bakabiliriz: anne-baba ilişkisinde sabit bir denge yoktur ki. bir gün anne dominanttır ertesi gün baba. tüm insan ilişkilerinde dengeler sürekli değişir, hayat değişken bir konsept, e doğal olarak canlılar da insanlar da sürekli içinde bulundukları durumlara göre tepkisel davranırlar. anne-baba ilişkisi bu kadar önemli ise hayvan eşcinselliği ile çelişmiyor mu, ya da eşeyli üreme olmadan sürüp giden canlılar alemi nasıl açıklanıyor. vs vs vs.

    en uçta örnek vereyim; aşırı pasif ve cahil bir kadın bile bir yerden sonra dayak yiyeceğini bile bile kocasına çemkirir hatta pata küte girişir kocasına, sonra geri adam atar ve ilişkileri aynı döngüde sürer gider. bunu gören çocuk bir gün homo ertesi gün hetero olamayacağına göre bilim adamlarının da önemli bir bölümünün benimsediği gibi cinsel yönelimler genetik sebeplerden ve doğuştan gelir, ergenlik çağına kadar çoktan oturmuş olur, bu yüzden de değiştirilemez. en dindar çevrelerde en klasik anne-baba rollerinin hayata geçirildiği iran arabistan gibi iğrenç yobaz ülkelerde bile farklı yönelimlere herhangi bir avrupa ülkesiyle aynı yaygınlıkta (ortalama %11) rastlanmasının başka açıklaması yoktur.

    bazen duyarız, eşcinsel biri yıllar sonra karşı cinsten biri ile evlenmiş olabilir. ”ha bak düzeldi işte” geyiğine gerek yok. bu kişiler eşcinsel değil biseksüellerdir her iki cinse de ilgi duyarlar. ortada düzelecek bir durum yoktur ki düzelsinler. heteroseksüellikten (zıtcinsellikten) sonra en baskın yönelim biseksüelliktir.

    bir yönelim doğada canlılar aleminde varsa doğaldır, söz konusu insan olduğunda 2 yetişkin arasında yaşandığı ve kimseye zararı olmadığı sürece normaldir, tarafların hayat kalitesini artırdığı sürece pozitiftir.

  10. Bencil ve kibirli heteroseksistlerin sürekli ileri sürdüğü argümanlar ve bunlara verilebilecek cevaplar özetle şöyle:

    Dinen yasak, haram ve lanetlenmesi gereken bir durumdur. (Herkes senin dinine inanmak zorunda değil. Artı, eşcinsellik biseksüellik tarihin her döneminde yeryüzünün her tarafında vücut buldu. Lut kavmine özgü bir şey değil. Kavim anlatıları mantıksız birer masal. LGBT haklarını tanıyan toplumlar Yunan medeniyetlerinde de vardı onlar niye bu yüzden helak olmadı, bugünkü gelişmiş ülkelerin tamamı neden bu yüzden helak olmuyor? Geçiniz. Tanrı yeryüzünden bihaber olabilir mi?)

    Doğal değildir. (Yahu elinizin altında internet var, en basiti, yazılı kaynak olarak Wikipedia, görsel kaynak olarak YouTube var, eşcinsellik ve biseksüelliğin doğada nasıl da evrim süresi boyunca ayakta kalabildiğini anlatan yazılar oku. Olmadı, filmler seyret, atları eşekleri zürafaları balinaları bonobo maymunlarını eşcinsel ilişkiye girerken seyret. Ha bu arada, dini inancın sarsılabilir. Çünkü doğadan haberi olmayan varlık olsa olsa elçilik iddiası ayrıntılarda cortlayan bir din kurucusu olabilir, Tanrı olamaz.)

    Doğal bile olsa normal değildir, anomalidir, doğada ensest de var, yamyamlık da var, tecavüz de var. (Karşılıklı rızaya dayalı ve iki yetişkin arasında yaşandığı için normaldir, diğer saldırgan yıkıcı hak hukuk tanımaz davranışlarla karıştırmak şark kurnazlığıdır, aşağılık kibirli bir hetero olmaktır. Hayat kalitesini artıran tek şey sevmek sevilmektir, zıt cinseller bu temel ihtiyaçlarını karşılarken eşcinseller ve biseksüellerin ayrımcılığa uğraması ”delikanlılığa” sığmaz.)

    Topluma zarar verir. (Topluma zarar vermez, nüfus planlamasına hizmet eder, verse verse iğrenç ve yüzeysel ”erkeklik” algısına zarar verir, bu da şiddet karşıtı savaş karşıtı sanat moda estetik yanlısı bir dünya demektir, iyidir hoştur güzeldir destekleyiniz, maçolar daha maço, seksi ve dişi kadınlar daha seksi ve dişi, geyler daha gey, kısacası herkes daha bir kendisi olacaktır, bundan güzel bir şey olamaz.)

    Başka sorusu olan? Yoktur sanıyorum. Şimdi siktirip gidebilirsiniz yavşak koyun sürüsü. Kaç milyon insanı fuhuşa ve intihara ittiniz, itemediklerinizi yaşayan ölülere dönüştürdünüz, bunu düşünün, pozitif ayrımcılıkla yaptıklarınızı az biraz telafi etmeye çalışın bari.

  11. bırakın hayvanları, arabalarını evlerini ya da pabucunu tshirt’ünü bile insanlar deli gibi sevebiliyor, insan insanı sevmiş çok mu. verdiğim örneğe gülenler olacak ama gerçekten de sevgi gibi içinde zorbalık savunmasızlık bilinçsizlik olmadığı sürece her zaman savunulması gereken en temel en hayati duyguyu yüzyıllardır insanlık tartışıyor hayret bişey yahu. üremeye odaklanmayın bu kadar. yukarıda söylendiği gibi eşcinseller biseksüeller biyolojik olarak kısır değildir ki üreyebilirler ama üremek istemezler. doğa kendini nüfus açısından dengelemek ister de ondan vardır farklı cinsellik. kaldı ki fareler yüzlerce doğum yapabiliyor o halde değerleri artmış mı oluyor?

    kısaca, kadın nefreti ve cinselliğin zıt cinsler arasında bile doğru dürüst yaşanamaması sebep oluyor homofobiye.

  12. insanoğlu zaman zaman nasıl da iğrenç bir pislik olabiliyor. küçücük beyniyle gerçekleri çarpıtıp yalan yanlış bilgileri tabuları hiç yıkılmayacakmış gibi kurduğu şizofrenik dünyasının kılıfına nasıl da uydurmaya çalışıyor.

    doğada ne mi yoktur?

    doğada evlilik yoktur sayın amına koduklarım.

    doğada din diye bir şey yoktur cin diye bir şey yoktur sayın amına koduklarım.

    yarım saatlik bir belgeselle doğada eşcinsellik de olduğunu biseksüellik de olduğunu pekala görebilirsin ama olur mu yukarıda belirttiğim 2 temel sikindirik değer yargının üzerine kurup çatmışsın bütün o ataerkil maço kapitalist militarist beyinsiz düzenini, sarsılacak diye aklın çıkıyor değil mi korkak tavuk.

    eşcinselliğin doğada olması ne ifade eder? doğal olmadığını söyleyen beyinsizlere doğal olduğunu söylemekten başka bir şey ifade etmez ama iki yetişkin arasında yaşanıyor ve kimseye zarar vermiyorsa neden normal değil sorusunu sormamıza yardım eder. sırf heteroseksüel pislikler normal bulmuyor deyince normal olmuyor mu yani sorusunu akla getirir.

    neyse.. sinirlendim.

    siz yine de benceleri senceleri boşverin bilime kulak verin halimi anlayan sevgili güzel insanlar. velhasıl, biseksüellik ve eşcinsellik tıpkı zıtcinsellik gibi insan ve memeli hayvanlarda temel 3 cinsel yönelimi oluşturmaktadır, doğaldır, normaldir, pozitiftir.

  13. Bilmiyorum. Osho guzel hos anlatiyor da. Helak olan kavimler ne olacak? Biri masal diyor. Kuran da ..masal diyeceklerdir diyor. Yunanistan in depremlerden nasil helak oldugunu biliyoruz…her yer antik kent…yikilmis hep ornegin :/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir