30 Mayıs 2017, Salı
Önemli Haber

İkilem

İnsan bu cehennemin içinden geçmek zorundadır. Kişi, bir kadınla yaşamanın cehennemini de bir kadınsız yaşamanın cehennemini de deneyimlemelidir. Ve bu sadece kadınlar için doğru değildir ve bu kesinlikle erkekler için de doğrudur. Bu yüzden bir erkek şoven domuzu olma! Bu her iki tarafa da uygulanabilir, bu iki tarafı da keskin bir kılıçtır. Kadınlar da erkeklerle yaşamaktan bıkmıştır ve onlar da yalnız yaşamaktan mutsuzdur. Bu insan ikileminin en temel olanlarından birisidir; bunun anlaşılması gerekir. Bir kadın olmadan yaşayamazsın çünkü kendinle nasıl yaşayacağını bilmiyorsun. Sen yeterince meditasyon hali içerisinde değilsin. Meditasyon kendinle yaşama sanatıdır. O bunun dışında bir şey değildir, basitçe şudur: Coşkuyla tek başına olma sanatıdır. Bir meditasyoncu mutluluk içerisinde aylarca, yıllarca tek başına oturabilir.

O diğeri için yanıp tutuşmaz çünkü onun içsel mutluluğu o kadar çoktur ki, o kadar güçlüdür ki diğeri kimin umurunda? şayet başka birisi onun hayatına gelirse bu bir ihtiyaç değil bir lükstür. Ve ben tamamıyla lüksün yanındayım çünkü lüksün anlamı şayet o varsa onun tadını çıkarabilirsin ve o yoksa onun da tadını çıkarabilirsin demektir. Bir ihtiyaç zor bir şeydir. Çrneğin peynir ekmek ihtiyaçtır ama bahçedeki çiçekler bir lükstür. Çiçekler olmadan yaşayabilirsin, ölmeyeceksin ama peynir ve ekmek olmadan yaşaya- mazsın. Kendisiyle yaşayamayan bir adam için diğeri bir ihtiyaçtır, mutlak bir ihtiyaçtır çünkü ne zaman kendisiyle kalsa kendisinden sıkılır: O kadar sıkılmıştır ki başka birisi ile biraz meşgul olmak ister. Bu bir ihtiyaç olduğu için bir bağımlılığa dönüşür, diğerine bağımlı olmak zorun- dasın. Ve bu bir bağımlılık haline geldiği için nefret edersin, baş kaldırırsın, direnç gösterirsin çünkü bu bir köleliktir. Bağımlılık bir tür köleliktir ve hiç kimse bir köle olmak istemez. Bir kadınla buluşursun; tek başına yaşamaya gücün yetmez. Kadın da tek başına yaşa- yamaz bu yüzden seninle buluşuyor; aksi takdirde gerek yoktur. Her iki taraf da kendinden sıkılıyor ve her ikisi de diğerinin bu sıkıntıdan çıkmak için yardımcı olacağını zannediyor. Evet, başlangıçta böyleymiş gibi gelir ama sadece başlangıçta. Birliktelikleri oturdukça can sıkıntısının yok olmadığını kısa sürede görürler:

Bu sadece iki katına çıkmamış, kat be kat artmıştır. şimdi, öncesinde sadece kendilerinden sıkılıyorlardı artık onlar diğerinden de sıkılıyorlar çünkü diğeri ile daha yakına geldikçe, diğerini daha çok tanıdıkça diğer kişi neredeyse senin bir parçan haline gelir. Bu yüzden şayet yanından geçip giden sıkıntılı bir çift görürsen onların evli olduğundan emin olabilirsin. şayet canları sıkkın değilse onların evli olmadığından emin olabilirsin. Adam başka birisinin karısı ile yürüyor olmalı, bu yüzden bu kadar çok neşe var. Çşık olduğunda – sen kadını ve kadın da seni henüz sonsuza dek birlikte olmaya ikna etmemişken – her ikiniz de muhteşem bir neşe varmış gibi yaparsınız. “Kim bilir, belki de sıkıntımın, mutsuzluğumun, kaygılarımın, yalnızlığımın dışına çıkabilirim. Bu kadın bana yardım edebilir,” umudu yüzünden bunun bir kısmı da gerçektir. Ve aynı zamanda kadın da umut ediyor ancak bir kez bir araya geldiğinizde umutlar kısa sürede yok olur, mutsuzluk yeniden yerleşir. Artık sıkıntılısın ve problem kat be kat artmıştır. şimdi bu kadından nasıl kurtulmalı? Meditasyon halinde olmadığın için başka birilerine seni meşgul etmesi için ihtiyaç duyarsın. Ve meditasyon halinde olmadığın için sevemezsin de çünkü sevgi taşmakta olan coşkudur.

Sen kendinden sıkılıyorsun; diğeri ile paylaşacak neyin var? Bu yüzden diğeri ile birlikte olmak da cehenneme dönüşür. Bu anlamda Jean-Paul Sartre, “Diğeri cehennemdir,” derken haklıdır. Diğeri cehennem de- ğildir gerçekten, sadece öyleymiş gibi gözükür. Cehennem senin içinde, senin meditasyon halinde olmamanın içinde, senin kendi başına olamaman ve mutluluktan kendinden geçe- memenin içinde var olur. Ve her iki taraf da kendi, tek başına olamaz ve mutluluktan kendinden geçemez. Artık her ikisi de birbirinin boğazına, diğerinden birazcık mutluluk koparabilmek için sarılır. Her ikisi de bunu yapıyordur ve her ikisi de dilencidir. Bir psikanalizci sokakta başka bir psikanalizciye rastlamıştı. İlki diğerine, “İyi görünüyorsun. Ben nasılım?” diye sormuş. Hiç kimse kendisi hakkında bir şey bilmez, hiç kimse kendisini tanımaz. Biz sadece başka- larının yüzlerini görürüz. Bir kadın güzel gözükür; bir erkek güzel, güleç gözükür, hep gülümser. Biz onun mutsuzluğunu bilmiyoruz. Belki tüm bu gülümsemeler sadece başkalarını kandırmak ve kendisini kandırmak için bir maskedir. Belki de bu gülümsemelerin ardında çok büyük gözyaşları vardır. Belki o şayet gülmezse ağlamaya, gözyaşı dökmeye başlaya- cağından korkuyordur. Diğerini gördüğünde sen basitçe yüzeyi görürsün, sen yüzeye aşık olursun. Ancak yakınlaştıkça diğer kişinin içsel derinliklerinin seninki kadar karanlık oldu- ğunu kısa sürede anlarsın. O da tıpkı senin gibi bir dilencidir. şimdi … iki dilenci birbirinden dileniyor. O zaman bu bir cehennem haline gelir. Evet, haklısın: [i]”Kadınlar: Onlarla yaşamak cehennemdir ve onlarsız yaşamak cehennemdir.”[/i] Bu kadınlarla ilgili bir mesele değildir, erkeklerle ilgili bir mesele de değildir. Bu meditas- yonla ve sevgiyle ilgili bir meseledir.

Mutluluğun senin içinden kabarıp taşmaya başlamasının kaynağı meditasyondur. şayet paylaşabilmek için yeterince mutluluğa sahipsen sadece o zaman senin sevgin tatmin edici olacaktır. şayet paylaşmaya yetecek kadar mutluluğa sahip değilsen senin sevgin yorucu, tüketici, sıkıcı olacaktır. Bu yüzden ne zaman bir kadınla birlikte olsan sıkılıyorsun ve ondan kurtulmak istiyorsun. Ve ne zaman tek başına kalsan kendinden sıkılıyorsun ve kendi yalnızlığından kurtulmak istiyorsun ve bir kadın arayıp bulmaya çalışıyorsun. Bu bir kısır döngüdür! Tüm hayatın boyunca bir uçtan diğerine bir sarkaç gibi savrulup durabilirsin. Gerçek problemi gör. Gerçek problemin kadın ya da erkek ile hiçbir alakası yoktur. Gerçek problemin meditasyonla ve meditasyonun sevginin içinde, mutluluğun içinde, coşkunun içinde çiçek açması ile ilgisi vardır. Çnce meditasyon yap, mutlu ol, o zaman çok sevgi kendiliğinden gerçekleşecektir. O zaman başkalarıyla birlikte olmak güzeldir ve tek başına olmak da güzeldir. O zaman çok basittir de. Sen başkalarına dayanmazsın ve başkalarını kendine bağımlı kılmazsın. O zaman bu her zaman bir dostluktur, dostça olmaktır. O asla bir ilişkiye dönüşmez, o her zaman bir ilişkide olmaktır. İlişki kurarsın ama bir evlilik yaratmaz. Evlilik korkudan kaynaklanır, ilişkide olmak ise sevgiden. İlişki kurarsın; her şey güzel bir şekilde devam ettiği sürece paylaşırsın. Ve şayet yollarınız bu yol ayrımında ayrıldığı için ayrılma anının geldiğini görürsen karşındakinin senin için olduğu her şey adına, diğeri ile paylaşmış olduğun tüm güzel anlar ve tüm zevkler ve mutluluklar için büyük bir minnetle hoşça kal dersin. Istırap çekmeden, acı duymadan basitçe ayrılırsın. İnsanlar değiştiği için hiç kimse iki kişinin her zaman için birlikte mutlu olacağını garanti edemez. Bir kadınla tanıştığında o bir kişidir, sen bir kişisindir.

On yıl sonra sen başka birisi olacaksın. O başka birisi olacak. Bu bir nehir gibidir: Su devamlı akar. Çşık olan insanlar artık mevcut değildir, onlar artık orada değildir. şimdi başka birisi tarafından verilmiş olan belli bir söze yapışıp kalmaya devam edebilirsin ama o sözü [i]sen[/i] vermemişsindir. Gerçek bir anlayış sahibi adam asla yarın için söz vermez, o sadece “şu anlık” diyebilir. Gerçekten dürüst bir adam hiç söz veremez. Nasıl söz verebilsin? Yarını kim bilebilir? Yarın gelebilir de gelmeyebilir de. Yarın gelebilir: “Ben aynı olmayacağım, sen aynı olmaya- caksın.” Yarın gelebilir: “Sen daha derinden uyum sağlayabileceğin birisini bulabilirsin, ben daha ahenkli bir şekilde uyum sağladığım birisini bulabilirim.” Dünya engindir. Niçin onu bugün tüketesin. Kapıları açık tut, alternatiflere açık tut. Ben evliliğin karşısındayım. Problemi yaratan evliliktir. Son derece çirkin hale gelen şey evliliktir. Dünyadaki en çirkin kurum evliliktir çünkü o insanlara sahte olmayı dayatır: Onlar değişmiştir ama sanki aynıymış gibi davranmaya devam ediyorlar. [color=FFFFFF]‘[/color] Seksen yaşındaki bir adam, yetmiş beş yaşındaki karısı ile birlikte ellinci evlilik yıldönüm- lerini kutluyorlardı. Balayında gitmiş oldukları dağ köyündeki aynı otele gittiler.

Nostalji! Artık o seksen yaşındaydı ve kadınsa yetmiş beş. Geçen seferki aynı otelde ve aynı odada kaldılar. Elli yıl önceki o güzel günleri yeniden yaşamaya çalışıyorlardı. Yatmaya giderlerken kadın, “Unuttun mu? Balayı gecesi beni öptüğün gibi öpmeyecek misin?” Yaşlı adam, “Tamam,” dedi ve kalktı. Kadın “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Adam, “Dişlerimi banyodan alacağım.” dedi. [color=FFFFFF]'[/color] Her şey değişmiştir. şimdi dişler olmadan ya da yapma dişlerle bu aynı öpücük olmaya- caktır. Fakat adam “Tamam,” der. Yolculuk seksen yaşındaki birisi için yorucu geçmiş olmalı. Ancak, insanlar sanki aynılarmış gibi davranmaya devam ederler. Çok az insan gerçekten büyür; yaşlanmış bile olsalar büyümezler. Yaşlanmak büyümek demek değildir. Gerçek olgunluk meditasyon sayesinde ortaya çıkar. Sessiz, huzurlu, hareketsiz olmayı öğren. Zihinsiz olmayı öğren. Başlangıç bu olmalı. Bundan önce hiçbir şey yapılamaz ve her şey ondan sonra daha kolaylaşır. Kendini tamamıyla mutlu ve saadet içinde bulduğunda o zaman üçüncü dünya savaşı bile başlasa ve tüm dünya kaybolup seni yalnız bıraksa bile bu seni etkilemeyecektir. Sen hala ağacının altında oturup [i]vipassana[/i] yapıyor olacaksın. Bu anın hayatına geldiği gün mutluluğunu paylaşabilirsin. Artık sevgi verebilirsin. Bundan önce o ıstırap, umutlar ve hayal kırıklıkları, arzular ve hüsran ve hayaller olacaktır … ve o zaman avuçlarında ve ağzında toz toprak olacaktır. Dikkatli ol, zamanı boşa harcama. Zihinsizliğe ne kadar erken erişirsen o kadar iyidir. O zaman pek çok şey içinde çiçek açabilir: Sevgi, yaratıcılık, kendiliğindenlik, coşku, dua, şükran, Tanrı. [

Hakkında Osho

Bir de buna bakmaya ne dersiniz?

Kendine Saygı Duy!

Sürekli sorumluluğunu başka birisinin omuzlarına yüklüyorsun: Tanrı sorumludur, kader sorumludur, Adem ile Havva sorumludur. Tanrı’ya …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir