30 Mayıs 2017, Salı
Önemli Haber

Osho ve Profesörü

Dünyaca ünlü bir tarihçiydi. Neredeyse yirmi yıl boyunca Oxford’da tarih profesörlüğü yapmıştı ve Oxford’dan emekli olduktan sonra Hindistan’a dönmüştü. Dünyaca ünlü bir ismi vardı ve benim okuduğum üniversitenin rektör yardımcılığına seçilmişti. İyi bir adamdı, güzel bir kişiliği vardı, muazzam bilgiliydi, alimdi, tanınıyordu – övünebileceği çok kitabı vardı. Tesadüf eseri rektör yardımcısı olarak göreve başladığı gün Gautama Buda’nın doğum günüydü.

Ve Gautama Buda’nın doğum günü başka herkesin doğum gününden daha önemlidir, çünkü Gautama Buda’nın doğum günü aynı zamanda aydınlandığı ve bedenden çıktığı gündür. Aynı gün doğmuş, aynı gün aydınlanmış, aynı gün ölmüştür. Tüm üniversite bu adamın Gautama Buda hakkında konuşmasını dinlemek için toplandı. Ve adam büyük bir tarihçiydi, Gautama Buda hakkında kitaplar yazmıştı; büyük duygululukla konuştu.

Gözlerinde yaşlarla şöyle dedi, “Gautama Buda’nın zamanında doğsaydım, ayaklarının dibinden asla ayrılmayacağımı hissettim hep.”

Alışkanlıklarıma uyarak ayağa kalktım ve “Lütfen, sözlerinizi geri alın,” dedim.

“Ama neden?” dedi.

Dedim ki, “Çünkü yalan söylüyorsunuz. Raman Maharşi’nin zamanında hayattaydınız. O da aynı türden biriydi, aynı aydınlanmaydı – ve onu ziyaret bile etmediğinizi biliyorum. Bu yüzden, kimi kandırmaya çalışıyorsunuz? Gautama Buda’yı da ziyaret etmezdiniz. Gözyaşlarınızı silin, bunlar timsah gözyaşları. Siz yalnızca alimsiniz ve aydınlanma ya da Gautama Buda gibi insanlar hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz.”

sangeet aile dizimi

Sangeet’le OSHO Aile Dizimi Çalışmaları ve diğer OSHO etkinlikleri için TIKLAYINIZ

Oditoryumda büyük bir sessizlik oldu. Profesörlerim okuldan kovulacağımdan korkuyorlardı; hep her an okuldan kovulacağımdan korktular. Beni seviyorlardı ve beni orada istiyorlardı. Ama böyle bir durum yaratmak, böyle rahatsız bir durum… Ve kimse ne yapacağını, buzu nasıl kıracağını bilmiyordu. O birkaç saniye saatler gibi geldi. Rektör yardımcısı orada duruyordu… Kesinlikle üstün niteliklere sahip bir adamdı. Gözyaşlarını sildi ve affedilmeyi istedi – belki yanılıyordu. Ve bunu daha detaylı tartışmak için beni evine çağırdı. Ama tüm üniversitenin önünde şöyle dedi, “Haklısın. Gautama Buda’ya gitmezdim, biliyorum. Söylediğim zaman farkında değildim; yalnızca duygulandım, kapılıp gittim. Evet, hayattayken Raman Maharşi’ye hiç gitmedim, üstelik defalarca yaşadığı yerin yakınından geçtim. Madras Üniversitesi’nde dersler verdim, orası onun Arunaçal’daki yerine birkaç saat uzaktadır. Pek çok dostum bana, ‘Gidip bu adamı görmelisin’ dedi – ve ben hep erteleyip durdum ve sonunda adam öldü.”

Tüm üniversite buna inanamadı. Profesörlerim inanamadı. Ama adamın alçakgönüllülüğü herkesi duygulandırdı. Ona duyulan saygı çok çok büyüdü ve dost olduk. Çok yaşlıydı – neredeyse altmış sekiz yaşında – ve ben yalnızca yirmi dört yaşındaydım ama dost olduk. Ve bir an bile onun büyük bir alim olduğunu, rektör yardımcısı olduğunu, dedem yaşında olduğunu bana hissettirmedi. Tam tersine, bana şöyle derdi, “O gün ne oldu bilmiyorum; ben o kadar alçakgönüllü biri değilim. Yirmi yıl Oxford’da profesörlük yapmak, dünyada pek çok üniversitenin konuk profesörü olmak beni oldukça ben merkezci kıldı. Ama sen tek bir darbe ile her şeyi yok ettin. Ve bunun için hayatım boyunca sana minnettar kalacağım. Ayağa kalkmasaydın bunu yapacağıma inanıp dururdum. Ama şimdi bunu isterdim… Birini bulabilirsem ayaklarının dibinde oturup onu dinlemek isterim.”

“O zaman oturun ve dinleyin,” dedim.

“Ne!?” dedi.

Dedim ki, “Bana bakın yeter. Yaşıma aldırmayın, oturun ve beni dinleyin.”

Ve inanmayacaksın, o yaşlı adam oturdu ve ona söylemek istediklerimi dinledi. Ama pek az insanda o kadar cesaret, o kadar açıklık vardır. O günden sonra beni ziyaret etmek için öğrenci yurduna gelmeye başladı. Herkes şaşırıyordu – ne olmuştu? Onun için çok utanç verici bir durum yaratmıştım! Beni evine götürürdü ve birlikte otururduk.

Bana şöyle derdi, “Herhangi bir şey söyle, dinlemek istiyorum. Tüm yaşamım boyunca ben konuştum; dinlemeyi unuttum. Ve bilmediğim şeyler söyledim.”

Ve bir müridin ustasını dinlediği gibi dinledi. Profesörlerim çok şaşırıyordu. Dediler ki, “O yaşlı adama büyü mü yaptın? Yoksa bunadı mı? O da değilse ne oldu? Onu görmek için randevu alıp kuyrukta beklememiz gerekiyor. Ancak zamanımız geldiğinde onu görebiliyoruz. Ve o seni görmeye geliyor, bu kadarı da fazla; seni dinliyor. Ne oldu?”

Dedim ki, “Aynısı size de olabilir ama siz o kadar zeki, o kadar duyarlı, o kadar anlayışlı değilsiniz. O yaşlı adam gerçekten de az bulunur…

 

sabah kalkınca osho oshoturk

HEMEN SATIN AL

 

Hakkında Osho

Bir de buna bakmaya ne dersiniz?

Kriterin Mutluluk Olsun

Asıl kriter, mutluluktur. Çünkü mutluluk sadece sana bağlıdır. Birçok rakip olduğu için başarısız olabilirsin. Sen sezginle …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir