30 Mayıs 2017, Salı
Önemli Haber

Tanrı Mantıksal Bir Çıkarım Değildir!

Tüm sınırlar buluşur ve iç içe geçer. Bu yüzden Tanrı bir gizemdir, mantıksal bir çıkarım değil.

Tanrı için kanıtlar sunanlar sadece imkansız olanı yaparlar; Tanrı için hiçbir kanıt sunulamaz.

Kanıtlar yatay olanda var olur.

Güvenin anlamı budur: Uçuruma düşersin, uçurumu yaşarsın, basitçe içinde kaybolursun … ve bilirsin.

Sadece zihin yokken bilirsin, asla önce değil.

Sen neredeysen orası tam olarak mevcut olmadığın yerdir. Belki başka bir yerdesin ama orada, olduğun yerde değilsin. Neredeysen orada değilsin.

Eski Tibet yazıtlarında Tanrının sana pek çok kereler geldiği ama seni hiç orada, olduğun yerde bulamadığı söylenir. O, kapıyı çalar ama ev sahibi evde, orada yoktur; o her zaman başka bir yerdedir. Evinde misin, yuvanda mısın yoksa başka bir yerde misin?

Tanrı seni nasıl bulabilir?

Ona gitmene gerek yok; sadece evde dur, o seni bulacaktır. Tıpkı senin onu aradığın gibi o da seni arıyor. Sadece evde ol, böylelikle geldiğinde seni bulabilir. Milyonlarca defa gelir, kapını çalar, kapıda bekler ama sen hiçbir zaman orada değilsin.

Heraklit der ki: Ahmaklar duymalarına karşın sağır gibilerdir; onlar için ‘ne zaman burada olsalar mevcut değiller’ deyimi uygun düşer. Uyku budur; şimdiki anda hazır bulunmamak, mevcut olmamak, başka bir yerde olmak.

Günün birinde: Nasreddin Hoca bir kahvede oturmuş, cömertliğinden bahsediyordu. Ve o konuştuğunda herkes gibi aşırıya kaçar çünkü ne söylediğini unutur.

Bunun üzerine biri dedi ki, “Hoca, madem bu kadar cömertsin; neden bizi hiç evine davet etmiyorsun? Bir tek yemeğe dahi bizi davet etmedin. Buna ne diyorsun bakalım?”

Nasreddin çok heyecanlanıp karısını tamamen unuttu. “Hemen şimdi gelin!” deyiverdi. Eve yaklaştıkça aklı başına geldi. O zaman karısı aklına geldi ve korkmaya başladı; otuz kişi geliyordu.

Tam kapının dışında, “Siz burada bekleyin! Hepiniz biliyor ki bir karım var. Sizin de karılarınız var, yani biliyorsunuz. Sadece bekleyin. Önce girip onu ikna edeyim, sonra sizi içeri çağırırım,” dedi.

Sonra da içeri girip kayboldu. Beklediler, beklediler, beklediler ve o gelmedi, gelmedi; onlar da kapıyı çaldı. Nasreddin olan her şeyi, cömertlik hakkında çok fazla konuştuğunu ve yakalandığını karısına olduğu gibi anlatmıştı.

güven kitabı osho oshoturk
kitabı indirimli satın almak için BURAYA tıklayınız

Karısı dedi ki: “Ama bizim otuz insana verecek şeyimiz yok ve gecenin bu geç vaktinde hiçbir şey mümkün değil.”

Bunun üzerine Hoca dedi ki: “Sadece şunu yap: Kapı çaldığında git ve onlara Hoca’nın evde olmadığını söyle.”

Bunun üzerine kapı çaldığında karısı gelip, “Nasreddin evde yok,” dedi.

Onlar da, “Bu şaşırtıcı çünkü onunla beraber geldik ve o içeri girdi ve biz onun dışarı çıktığını görmedik. Merdivende otuz kişi bekliyoruz, içerde olması gerek. İçeri gidip onu bulun. Bir yerde saklanıyor olmalı,” dedi.

Karısı içeri girdi. “Ne yapacağız?” diye sordu.

Nasreddin heyecanlandı. “Bekle,” dedi. Dışarı çıkıp, “Ne demek istiyorsunuz? Arka kapıdan çıkmış olabilirdi!” dedi.

Bu mümkün, bu her gün senin başına geliyor. Nasreddin kendisini tamamen unuttu; olan budur – mantığın içinde kendini kaybetti. Mantık doğru, iddiası doğru ama…

“Ne demek istiyorsunuz? Siz ön kapıda bekliyorsunuz; o arka kapıdan gitmiş olabilir.” – mantık doğru ama Nasreddin kendinin bunu söylediğini tamamen unuttu.

Sen hazır değilsin. Sen ne dünya için hazırsın, ne de kendin için. Uyku budur.

 

 

 

 

Hakkında Osho

Bir de buna bakmaya ne dersiniz?

Kriterin Mutluluk Olsun

Asıl kriter, mutluluktur. Çünkü mutluluk sadece sana bağlıdır. Birçok rakip olduğu için başarısız olabilirsin. Sen sezginle …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir